Ne ararsan deppoo'da...

17/12/2009 - Yol göstergelerinin arası kaç metre?


Geçen hafta yeğenim aradı. Dayı, öğretmen bir ödev verdi. Bu konuda bana yardımcı olabilir misin diye? Ne demek yeğenim dedik ve başladık ödevi not almaya.

1. Futbol sahasının ölçüleri

2. Elektrik direklerinin arası kaç merte

3. Şehirler arası yolarda kedi gözlü kısa çubukların arası kaç metre?

 

Bizimkiler yeni eve taşındığı için henüz interneti bağlatamadılar. Bazılarınız diyebilirler. Bağlantı paraları artık ucuz ne var bağlatmada diye. Kazın ayağı öyle değil. Yeni ev aldılar. Konut kredisi, tapu masrafları, ufak tefek tadilatlar, nakliye vs. derken internete bir türlü sıra gelmedi. Neyse ki bu durumda dayı imdada yetişiyor ve 30 yıl aradan sonra ilköğretim ödevleri yapıyor. Başladık netten araştırmaya...

 

Futbol işi çok kolaydı. İki farklı ölçüde olanları krokilerine kadar hatta teknik çizimlerine kadar bulduk. elektrik direklerini bulurken baya zorlandım. Zurnanın son deliği trafikte çıktı.

 

Tüm arama motorlarını deneyerek bilgiye ulaşmaya çalıştım. Nafile. Bir türlü bulamıyorum. Sürücü belgesi (ehliyet) sınavlarından hatırladığım 50 metre. Ama yeğene yanlış bilgi vermek olmaz. Mutlaka bulmamız lazım. Nereden kimden öğrenirim derken aklıma bu işin piri olan Karayolları Genel Müdürlüğünü aramak geldi. Hemen netten santral numarasını bulup aradım. Santral memuru bizi trafik bürosuna akratdı sorumuzu aldıktan sonra. Telefona çıkan ikinci bayana da dermizi kibarca anlattıktan sonra kendisinin bu konuda uzman olmadığını, bu konuda uzman olan başka bir arkadaşa bağlayacağını söyledi. Cep telefonundan aramışız sayaç çalışıyor. Odadan odaya gezerken en sonunda konunun uzmanına bağlanabildik. Bayan yine derdimizi anlattık. Bayan demesin mi ben ne bileyim. Benim uzmanlık alanım bu değil deyince. Tas attı, kafamın. Dedim ki hanımefendi benim ismim Deppoocu yeğenin ödevi için aradım. Bunu siz bilmezseniz Amerika Birleşik Devletlerinin benzer kurumu olan karayollarına mı sorayım deyince başladı fırça yağmuru. Ben bu levha aralıklarını bilmek zorunda değilim. Herkesin sorusunda cevap vermek zorunda değilim. Şaaaaak telefon suratımda patladı.

 

Olacak iş değil. Bir vatandaş bir bilgi almak için konuya en hakim olduğunu düşündüğü kamu kurumunu arıyor. Çıkan uzman bayan dövmekten beter edip, vatandaşın suratına telefon kapatıyor. Bu arada unutmadan her odadan odaya bağlandığımda açık ismimi ve soyadımı söylüyorum ve karşımda konuştuğum kişinin ismini soruyorum. Kimse de tık yok.

 

Dönüp tekrar santrali arıyorum. Tarfik bürosuna aktarmasını rica ediyorum. Telefona ilk çıkan bayanı sesinden tanıyorum. tekrar ismimi söyleyip, bağladığı bayanın ne yaptığını anlatıyorum. Bana ne desin? O aslında ve özünde çok iyidir. Bir takım sıkıntılar yaşıyor. Öyle demek istememiştir. Telefonu yüzünüze kapatmamıştır. (O zaman burnuma kapattı herhalde ben anlayamadım)  Ne yaptım ne ettiysem bir türlü her iki bayanın adını öğrenemedim.

 

Döndüm üçüncü kez santrali aradım. Zoruma gitti. Bir kamu dairesinde isimleri vermeyen ve vatandaşa yardımcı olamayan ancak, vatandaşın verdiği vergiler ile geçinen, aile besleyen, oy veren bu insanlar bu kamu kurumunda hangi sıfatla çalışıyorlardı. Santraldeki memura telefon görüşmelerinin kayıt altına alınıp alınmadığını sordum. Cevap hepsinde ilginç. Olabilir de olmayabilir de. Abi be patagonya da mı yaşıyoruz. Ben yanlışlıkla Uganda Karayollarını mı aradım acaba.

 

Sonuç olarak şehirler arası yollarda far vurduğunda yolun sağındakilerin kırmızı, solundakilerin beyaz olarak parladığı aydınlatma çubuklarının kaç merte aralıklarla dikildiğini öğrenemedim.

 

Eee yeğene ne diyeceğiz.

 

Zaten Eryaman'da oturuyorum. Çıktım eskişehir yoluna çubukları göresiye kadar yol aldım. Arabayı sağa çektim. Tahmini olarak adımladım. Kaç metreymiş araları biliyor musunuz? SÖYLEMEM. Bunu karayollarındakinler bile bilmiyor. Demek ki devlet sırrı. Çok merak ediyorsanız ölçeceksiniz.

 

Hoşçakalın:)))))) 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/11/2009 - Burundanga - Zombi İlaçı

Bir benzin istasyonunda arabasına benzin doldurmakta olan bayanın yanına kibar ve iyi giyimli biri yaklaşır, kaporta ve boya işi ile uğraştığını ve benzinlikte tanıtım çalışması yaptığını söyleyerek kartını bayana uzatır. Bayan biraz nezaketten birazda belki lazım olur düşüncesi ile kartı alır ve arabasına biner.

 Bayan istasyondan çıkarken, kart sahibinin de istasyondan çıktığını ve kendisini yakın mesafeden takip ettiğini görür, aynadan. Aynı anda ani gelen bir baş dönmesi ile zor nefes almaya başladığını hisseder, bayan. Camı açmak ister hava almak için, aynı anda kartı tuttuğu elinde acayip bugüne kadar duymadığı bir kokuyu da hisseder.

 Diğer arabanın neredeyse arka tampona yapışacak şekilde takip ettiğini görünce kaybedecek zamanı olmadığını hissederek basıyor gaza.  Nefes alması iyice zorlaşmış, baş dönmesi de artmış bir vaziyette biraz ilerideki park yerini görüyor. Park yerinde birkaç araba ve insanları görünce hemen direksiyonu o tarafa çeviriveriyor. Otoparka girerken bir yandan da klaksona defalarca basmayı da ihmal etmiyor. Otoparktaki insanlar ne olduğunu anlamaya çalışırken, takipteki araba otoparkın diğer çıkış noktasında kayboıluyor.

  Adamlardan kurtulan bayan sürücü uzun bir süre sonra kendisine gelebiliyor ve normal nefes almaya başlıyor. Yapılan araştırmalar sonrasında bayanı bu hale düşüren maddenin karta sürüldüğü (emdirildiği) ortaya çıkıyor. BURUNDANGA olarak bilinen maddenin Güney Amerika’da yetişen borrachero ağacının yaprakları ve tohumlarından elde edilen bir madde olduğu ortaya çıkıyor. Genel olarak da tecavüz, hırsızlık olaylarında sıklıkla kullanıldığı bildiriliyor.

 Borrachero; çok büyük dikenli, sonbaharda dikenli çiçekler açan güzel bir ağaçmış ve halk arasında sarhoş ağacı olarak bilinirmiş. Bu ağaçtan elde edilen toz olan burundangayı yuttuğunuzda ya da soluduğunuzda etkisi geçene kadar sizden istenenleri karşı koymadan yaptığınız yönünde bir çok bilgi bulunmaktadır. Geçici hafıza kaybı yaptığını söyleyenlerde mevcut. Scopolamine, zombi ilaçı olarak da bilinen bu ilaç suç örgütlerinin son dönemlerde en sık kullandıkları ilaç grubu olma yolunda ilerlemektedir. Kısa sürede bağımlılık yapan bitki, beyin ve sinir sistemini etkiliyor.

 ÖNEMLİ NOT: Bu bilgi e-postama gelenlerden sadece bir tanesidir. Ne kadar doğru yada hatalı bilgi içerir bilemedim. Yaptığım kısa araştırmada da (İngilizcem olmadığı için) fazlaca bir bilgiye ulaşamadım. Bence araştırın ve doğru bir bilgiye ulaşabilirseniz bana da bildirin.

 

Her ne olursa olsun dikkatli olalım.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/10/2009 - Facebook'ta çiftcilik üzerine!

Herkesin bildiği gibi Facebook bir sosyal paylaşım sitesi. Genel olarak uzun süreden beri birbirlerini görmeyen insanların birbirlerini bulmaları ve paylaşımları üzerine kurulu. Gayette başarılı. Beğenmemek elde değil. Zaten büyük firmalarında buralarda kendilerine alan açmalarından da bunu anlamak mümkün. 

Pek ala kökeni Anadolu'nun bağrından kopup gelen bizimkiler ne yapıyorlar Facebook'da? Tabi ki çiftçilik...

Pancar ek, fasulye ek, nohut ek... Harman yap topla ve sat. Tarlayı büyüt. Hanımım çiftliğini kur. Ha inekleri falan da unutmamak lazım. Aman sütleri steril ortamda sağalım. Malum ortalık hastalık kaynıyor.  Aman dikkat.

Dünyada Facebook'u kullanan 3 millet bizmişiz. Pekala çiftçilikte kaçıncıyız. Birinci!!!!!!

Facebook yönetimi bir ara bu oyunu kapatmaya yeltendi. Ama bizim çiftçiler açılım yaparak kapanmasına engel oldular. Ne açılım ama...

Pekala bu kadar çiftçiliği merak var da neden tarım ülkeleri arasında dereceye giremiyoruz? Eeee giremezsin tabi ki, toprağa dokunmadan çiftçilik yaparsan:)))

Çiftçilerimiz profili de gayet ilginç; devlet dairelerinde çalışan köy kökenli insanlarımız. Bir kurumda binlerce kişi çalışsın ama işi sadece yüzler yapsın. Geri kalanı ne yapacak boş mu otursun. Tabi ki çiftçilik yapacaklar.  Boş oturanı Allah da sevmez. Böylece devlet dairelerinde gerçek çalışanların yanında habire pancar, nohut, fasulye eklelerin ve süt sağanların maaşları da bu çalışan 100 ler tarafından karşılansın. Ne korkunç bir iş kaybı. Bence hükümet youtube gibi yerleri kapatacağına, devlet dairelerinde çiftçilik yapanlara engel olsun. Bu insanlara seçenek verilsin. Gerçekten çiftçilik yapacaklara köylerine dönebilmeleri için teşvikler verilsin. Böylece devlet kapısındaki şişmeler de engellenir.

Not: Facebook sadece bir örnek...  
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Edebiyattan teknolojiye, hikayeden yaşama... Aradığın herşey deppoo'da

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım