Ne ararsan deppoo'da...

25/5/2009 - Leila’nın dört ölü kocası

Gürcü asıllı Türkiye vatandaşı Leila Ünlü (59), eşi Hasan Ünlü’yü (81) öldürdüğü iddiasıyla 28 Nisan’da tutuklandı. Şimdi Samsun Cezaevi’nde yargılanacağı günü bekliyor. Eşini öldürmekle suçlanan pek çok kadın var. Ama Leila’nın durumunda ilginç olan, bu kocasından önce üç evlilik yapmış ve o kocalarının da çok kısa sürede ölmüş olması.

Ölen bu dört kocadan üçü 1926, biri ise 1928 doğumluydu. Maddi durumları hiç fena sayılmazdı. Yaşlı oldukları için ölümleri kimsenin dikkatini çekmemişti. Leila, kocalarına kendisini bazen “doktor”, bazen de “hemşire” diye tanıtmıştı. Polis ve savcılık ifadelerinde ise “ev kadını” olduğunu söylemişti. Gürcistan’da yaptığı evlilikten bir oğlu olduğu kesindi ama kimilerine eski kocasının Sovyet-Gürcü savaşında öldüğünü, kimilerine de boşandığını söylemişti. Son eşini öldürmekten tutuklanınca, gözler önceki üç kocaya döndü: Belki onlar da ecelleriyle ölmemişti... Samsun’a gidip Leila ve kocalarının izini sürdük, ölen dört kocasının çocuklarıyla konuştuk.

Sergo ve Evgenia’nın kızı Leila, 1950 Tiflis doğumlu. 1991’de Sarp Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye girdiğinde 40 yaşındadır. Öyle çok güzel, çekici bir kadın değildir. Oldum olası şişmandır. Şuh kahkahalar attığını filan duyan yoktur, sessizdir. Duruma göre bazen doktor, bazen hemşire olduğunu, yaşlı erkeklere evlerinde iyi bakacağını söyler hep. Türkiye’de yeni bir hayat kuracaktır. Kazancının bir bölümünü de Tiflis’te bıraktığı tek oğlu Arçın’a ayıracaktır.

İLK KOCA OSMAN DİBİÇ
Genç adamla mı uğraşacağım yaşlı adam beni korusun yeter
1928 doğumlu Osman Dibiç, 7 çocuk babasıdır. Samsun Tekkeköy’e bağlı Yaylageliş Köyü’nden.  Eşi 1981’de vefat etmiştir. Dibiç’in geniş fındık bahçeleri ve bir de maaşı vardır. Leila’nın Türkiye’deki ilk kocası olur.
1991’de Samsun’da evlendiklerini, Rize Çaykur’da çalışan büyük oğlu Mustafa Dibiç, bir gün ansızın çıkıp geldiklerinde öğrenir. Babalarının Leila ile evliliğinin gidişatını, mutlu mu mutsuz mu olduğunu hiç bilemezler. Çünkü baba evliliği hakkında tek kelam etmez, oğulları da sormayı hürmetsizlik addeder. Nasıl tanıştıklarını bile öğrenemezler. Leila’ya babasının hiçbir zaman bilemedikleri banka hesabından ne aktardığını da...
28 Mayıs 1995’te Mustafa’ya, babasının ölmek üzere olduğu haberi gelir. Doktor, Osman Dibiç’in “kan kaybettiğini, kanın bir şekilde dışarı atılamadığını, ancak vücudun hangi uzvunda kaybolduğunu bilemediklerini” söyler.
O öldükten sonra, Dibiç ailesi Leila’ya her türlü yardımda bulunurlar. Babalarının Samsun’daki evini ve eşyaları ona bırakırlar. Babalarının ölümünden sonra da görüşmeyi sürdürürler. Ta ki Gürcistan’daki oğlu Georgi Arçil’i Türkiye’ye getirmek için yüklüce para isteyene kadar. Ondan sonra araları bozulur.
Yalnız bir gün Mustafa Diliç, Leila’ya, “Neden yaşlıları koca diye seçiyorsun?” diye sorar. Leila, “Genç adamla mı uğraşacağım; yaşlı adam beni korusun yeter” diye cevap verir ama Mustafa bu cevaptan ikna olmaz.

İKİNCİ KOCA AHMET ALİ USTAOSMAN
Evlendikten sadece 24 gün sonra öldü
1926 doğumlu Ahmet Ali Ustaosman’ın maddi durumu iyiydi. Yedi çocuğu vardı. Dindardı, hac görevini yerine getirmenin huzurunu yaşıyordu. Samsun’daki birkaç ev ve dükkanından kira geliri, bir de emekli maaşı olan, hali vakti yerinde bir yedek parçacıydı. Ama eşini kaybetmişti. Yalnız ölmek istemiyordu.
1997’de, Samsun Rus Pazarı’ndaki esnaf oğlu Osman’ın yanına gidiş gelişlerinde, pazardaki arkadaşlarını ziyarete gelen Leila ile tanışır, samimiyetleri ilerler. Ama oğulları, babalarının eş adayı olarak gösterdiği Leila’ya şiddetle karşı çıkar. Oğullarından Lütfü Ustaosman, Antalya’ya tatile gittiğinde, babasının Leila ile 4 Eylül 1997’de evlendiğinden habersizdir.
17 Eylül’de bir telefon gelir. Babası felç olmuştur, Samsun Devlet Hastanesi’ndedir. Babasının yanındaki hemşire Lütfü Ustaosman’ı görünce, babasının başucundaki Leila’yı işaret edip kulağına fısıldar: “Cellat bu. Önceki kocasını da öldürdü.” Babasının gözlerinden başka hiçbir yeri kıpırdamamakta, konuşamamaktadır. Oğlu Lütfü’ye diker gözlerini. 12 gün sonra yani evlendikten 24 gün sonra ölür.
Oğulları, ölümünden iki ay sonra evde buldukları Rus malı ilaçları Kiril alfabesi bilen bir tanıdıklarına götürürler. Onun iddiasına göre, ilaçların üstünde “Fazla doz felç yapar” diye bir uyarı bulunmaktadır.
Lütfü Ustaosman, Leila ile tartışır. Leila da “Hayatımdan endişe ediyorum” diye şikayetçi olur. Lütfü Ustaosman da Leila’dan. Miras yüzünden ciddi kavgalar olur. Beş yıl sonra Leila’nın yeni bir evlilik yaptığını öğrenirler.

ÜÇÜNCÜ KOCA HÜSEYİN KOLDERE
Babaları nasılsa yaşlıydı, çocukları hiç kuşkulanmadı
1926 doğumlu Hüseyin Koldere, Samsun Çarşambalı, altı çocuklu bir adamdır. İki kez hacca gitmiştir. Çakmak Barajı alanında kalan arazileri istimlak olduktan sonra eline epeyce nakit geçmiştir. Samsun’a taşınır. Eşinin vefatından bir yıl sonra Leila ile 13 Eylül 2002’de evlenir. Bir sabah Leila, Koldere’nin kızına telefon edip çağırır. Kız eve gittiğinde babasını kelime-i şahadet getirirken bulur. Ama evlatları bu ölümden şüphelenmezler. Babaları yaşlıdır ne de olsa.
Aradan yıllar geçer. Geçmişe dönüp bakınca hiçbir evladı, babalarının ölümüne ilişkin Leila’dan şüphelenecek bir ayrıntı hatırlamamaktadır. Tek hatırladıkları, babalarının kendilerine evliliği hakkında çok ketum davrandığı, ağzını açıp tek havadis vermediğidir.
Leila ile ilgili bildikleri, onlara anlattıkları kadar. “Doktorum” dermiş. Bir de kocasının Sovyet-Gürcistan savaşında öldüğünü. Babaları öldükten sonra Leila’nın Gürcü arkadaşlarının eve sürekli gelip gittiklerini bilirler. Babalarının evlenme hikayesine gelince... Hepsi de evlendikten sonra haberdar olur.
Leila, bir sonraki evliliğini yapıncaya kadar ona kol kanat gerer Hüseyin Koldere’nin çocukları. Leila’nın, babalarının evinde oturmasına, apartmanın alt katındaki eczanenin kirasını düzenli almasını sağlarlar.
Fakat geceleri kamyonetler yanaşmakta, evdeki eşyalar tek tek götürülmektedir. Koldere’nin gelinlerinden biri bu taşınmalardan birine denk gelince Leila, “İstanbul’a hasta bakmaya gideceğim” der. Oysa eşyalar bir depoya götürülecek, ertesi gün de Samsunlu Hasan Ünlü ile evlenecektir...

DÖRDÜNCÜ KOCA HACI HASAN ÜNLÜ
Kanlı gömleği bulaşık makinesinde bulundu
Hacı Hasan Ünlü (81), Samsun Çarşambalı. İkisi kız, sekiz çocuk babasıdır. Maddi durumu çok iyi, gücü kuvveti yerindedir. 2000’de eşini kaybettikten sonra evlenmek ister. Oğullarının önerdiği adayları beğenmez. Eş adayı olarak  Leila’yı seçer ve 25 Mart 2008’de evlenir. Çocukları küser ona. Çünkü “anne” diyebilecekleri bir kadınla evlenmesini istemektedirler. Leila’da bu vasıfları görmemişlerdir. Yine de bu küslük ancak dört ay sürer.
28 Nisan Salı. Saat 15.00 civarında Hasan Ünlü (81), semt pazarından Samsun’un merkezinde Belediye Evleri Mahallesi’ndeki evine gelir. Saat 16.00’da ise Leila, kocası Hasan Ünlü’nün kızına telefon eder telaşlı bir sesle. “Babanı banyoda buldum. Çok kötü durumda. Yardım edin!” Ünlü’nün kızı, hemen ağabeyini arar. Apar topar eve gelirler. Babalarını banyoda ölü bulurlar. Leila, “Herhalde abdest almaya geldi, düştü” der. Ancak Hasan Bey giyiniktir, gözlüğü yerde, saati kolundadır. Oğlu, “Babam abdest almaya gitse saatini çıkarır, gözlüğünü oturma odasına bırakır. Ben babamı iyi tanırım” der. Leila başka bir açıklama yapar: “O zaman hırsız yapmıştır. Yatak odası dağınıktı zaten.”
Yatak odasına koşarlar. Dolap ve çekmecelerden çıkarılan eşyalar, derli toplu öbekler halinde yatağın üstünde durmaktadır. Oğul, hiçbir hırsızın böyle düzenli olmayacağından emindir. Polis çağırırlar. Hasan Ünlü’nün salonda öldürüldüğü, koltuklardaki kan lekelerinin temizlendiği ortaya çıkar. Leila’nın kan sıçramış gömleği de bulaşık makinesinde bulunur. Babaları, sert bir cisimle kafasının arkasına aldığı darbe sonucu ölmüştür.

Gülden Aydın'a teşekkürler

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/5/2009 - Evlilik Üzerine - 1

Evlilik Üzerine -1

 

 

Merhaba;

 

Sanırım 14 yıllık evliyim. Sıklıkla evlilik kurumunun ne kadar gerekjli olup olmadığı konusu aklıma gelip duruyor. Acaba şimdiki aklım bundan 14 yıl önce olsaydı evlenir miydim diye kendi kendime soruyorum. Muhtemelen cevabım: HAYIR olurdu. Biliyorum evli olanlar bekarlığa, bekar olanlarda evliliğe özeniyorlar. Aslında her ikisinin de içinde kendi doğruları var.

 

Şunu da diyebilirsiniz. Pekala neden boşanmıyor ve hayatının geri kalanında istediğin gibi bir yaşamı yaşamıyorsun diye. Yaş geldi 45'e. Bundan sonra benden birşey olur mu acaba? Çocuklar ne olacak. İşte bu dakikalarda genetik bilimi devreye giriyor. Genetik evrim insan hariç bir çok canlıda doğumla birlikte canlıya aktarılıyor. Bu tür canlılar ne yapması gerektiğini doğumla birlikte kendilerine verilen yol haritası ile çözüyorlar.

 

Ya insanlar? Şimdi babama telefon açıp sorsam, baba şimdiki aklın olsaydı evlenir miydin? Önce etrafına bakacak, annemin duyamayacağından emin olunca bana HAYIR cevabını verecektir. Pekala baba beni niye yaktın? Neden beni uyarmadın? Herşey sadece torunlarını kucağına alabilmek için miydi? Ben evlenmeden de sana torun verebilirdim diyeceğim ama bu cümleler havada asılı kalacak biliyorum.

 

Şimdi bazı grup insanlar çıkıp sen aile olgusunu yıpratacak şeyler yazıyorsun diyebilirler. Doğru da olabilir. Yanlış da olabilir. Konuya nereden baktığınıza göre değişebilir bu. Bu sadece benim bakış açımla ilgili. Tüm evli erkeklere soruyorum şimdi, lütfen vicadnınız dinleyerek cevaplayın:

 

1. Kendinizi gerçekten özgür hissediyor musunuz?

2. En son ne zaman tek başınıza bir etkinliğe katıldınız?

3. TV'de istediğiniz kanalı seyredebiliyor musunuz? (Aile bir arada iken)

4. Eşinizin bilmediği kaç mail adresi var?

5. Facebook'da ya da MSN'de eşinizin bilmediği profilleriniz var mı?

6. Evinizde kendinize ait bir odanız var mı?

7. Eve alınan eşyalardan kaç tanesi sizin zevkinize göre alındı?

8. Eşiniz, sizin arkadaşlarınızın aileleri ile hoş zaman geçirebiliyor mu?

9. İhtiyaç sıralamasında kendi ihtiyaçlarınız kaçıncı sırada?

10. Sevdiğiniz yemekler haftada kaç kez önünüze geliyor?

11. İstediğiniz zaman dışarı çıkabiliyor musunuz?

12. Tatile istediğiniz yere mi yoksa eşinizin istediği yere mi gidiyor sunuz?

13. Evi dekore ettirirken kendi ihtiyaçlarınız ve zevkleriniz dikkate alınıyor mu?

14. Kendiniz için mi yoksa eşiniz için mi yaşıyorsunuz?

15. Sevdiğiniz bir işte mi mi çalışıyor sunuz yoksa geliri iyi diye mi o işte çalışıyorsunuz?

 

bunun gibi yüzlerce soru yazabilirim size. Siz de bu listeyi ekleyebilirsiniz.

 

İnsan ömrü ne kadar? Bence yaşanacak ömür 45'e kadar... Sonrası malum.

 

Evlenirken bir liste yapın, hatta bana kalırsa şartlarınızı ortaya koyabilirorsanız baştan ortaya koyun. Çünkü bizler zengin değiliz. Defalarca yaşama baştan başlayacak kadar. Dikkat edin. Bu yaşam bir defa yaşanıyor.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/5/2009 - Evlilikte dikkat edilecek hususlar

Her evlilik yeni bir başlangıçtır. Bu başlangıcın kısa sürede sonlanmaması ve mutlu bir evlilik için eşinizle beş konuda anlaşın!06 Mart 2008 16:04

 

Her evlilik yeni bir başlangıçtır. Ancak yaptığınız güzel başlangıcın bir kâbusa dönüşmemesi için, eşinizle ‘para, iş bölümü, çocuklar, aile ve çalışma’ gibi bazı konuları önceden konuşmalısınız

 

Uzmanlar, çiftler evlendikten sonra artık ortak bir bütçeleri olacağını, ancak para harcama alışkanlıklarının birbirininkine uymayabileceğini belirtiyor. Dikkat edilmesi gereken noktaları da şöyle sıralıyorlar: "Eğer çalışmayacaksanız, eşiniz size günlük ev harcamalarının dışında da para bırakmalı. İleriki planlarınız için, örneğin ev almak, taksit ödemek gibi, sizin de paranızın ne durumda olduğundan haberdar olmanız gerekir.

 

Eğer siz de çalışacaksanız, her ikiniz de kazandığınız parayı ortak bir hesaba yatırabilirsiniz. Ancak kendiniz için para biriktirmek gibi bir niyetiniz varsa, her ikiniz için özel bir hesap açtırıp, her ay buraya belli bir miktarda para yatırabilir ve kalanı, ortak hesaba aktarabilirsiniz. Ortak hesaptan yapacağınız harcamalarıysa birbirinize haber vermenizde fayda vardır."

 

EVDE İŞ BÖLÜMÜ ŞART

 

Erkeklerin çoğu ev işlerinde annelerine yardımcı olur. Çoğu kendi işlerini annelerine bırakmaz kendi yapar. Ama iş gerçeğe dönüşüp, evlenilince birden bütün iş tek kişinin üstüne yığılır. Bu durumun kâbusa dönüşmemesi için yapılacak en doğru iş evlenmeden önce tüm bu önemli ayrıntıların konuşulmasında yatıyor. Evlilik terapistleri, kadınların bu ağır yükten kurtulmaları için şu önerilerde bulunuyor :

 

"Sizin ütü yapıp, yemek hazırlamak için değil bir yuva kurmak için onunla evlendiğinizin altını çizin. Şüphesiz çalışmayıp, ev kadını olmayı tercih ettiğiniz takdirde ev işlerinin büyük sorumluluğu sizde olacaktır. Ama bu, müstakbel eşinizin size kesinlikle yardım etmeyeceği anlamına gelmez."

 

ÇOCUK İÇİN ORTAK KARAR

 

İşte bir evlilikteki en güzel ama en önemli sorun. Çocuk doğurmanın ortak kararını vermek başlı başına sorun teşkil ettiği gibi, sonrasında doğan çocuk ya da çocukların sorumluluk ve eğitimi üzerine ortak kararlar almak da bir o kadar güç olabiliyor bazen. Henüz çocuk doğurmaya hazır olmadığınızı düşünebilir, bu yüzden beklemek isteyebilirsiniz. Öte yandan eşiniz sizinle hemfikir olmayabilir. Bu durumu da önceden çözmeniz gerekir. Çocuk yapacağınız zamanı birlikte kararlaştırmalı, eşinizin bu konuda size baskı yapmamasını önceden sağlamalısınız.

 

GÜÇLÜ AİLE BAĞLARI

 

Siz eşinizi eşiniz de sizi deliler gibi seviyor olabilir. Peki aynı şey aileleriniz için de geçerli mi? Hiç düşündünüz mü? Ne yazık ki evlilik iki kişiden oluşmuyor. Geniş bir yapıya sahip. Siz istediğiniz kadar anlaşın, eğer ailelerde bir sorun varsa, sizin de evliliğinizin zehir olma ihtimali sözkonusu. Peki ne yapmalı? Aileler ve çevrenin, ilişkinin yürüyüp yürümemesindeki en büyük etken olduğunu belirten terapistler, "Eğer taraflardan biri ailesine fazlasıyla bağlıysa diğeri bu durumdan rahatsız olabilir.

 

Örneğin eşinizin annesi sürekli gelip, sizin ortak hayatınıza müdahale ediyorsa, ikilemler yaşanacaktır. Bu yüzden evlenmeden önce bu konuya değinmeli, ikinizin de hoşlanacağı bir yol bulmalısınız. Bunu önceden konuşmanız, ilerideki pürüzleri de silecektir" uyarısında bulunuyor.

 

OLUMLU VE YAPICI DÜŞÜNCE

 

Son söz yine evlilik terapistlerinden geliyor: "İnsan ilişkilerindeki en önemli konunun samimiyet ve saygıyla varolduğunu unutmayın. Güleryüzün her kapıyı açar. Olumlu ve yapıcı düşünce pek çok sorunu halleder. Eşlerin birbirlerine sevgi ve anlayışla yaklaşması gerekir. 'Şirket' damgası yiyen evlilik kurumuna 'sevgi' yolundan girmek pek çok pürüzü giderir...

 

ÇALIŞMAK

 

İşte bir hassas konu daha. Bu konu ve sorunu elbette ki kadın tarafı yaşıyor. Eğer eşiniz kıskançsa, sizin çalışmanızı istemiyorsa sorun daha da büyüyebilir. Özellikle ülkemizde bu önemli bir sorun. Terapistlere ve sosyologlara göre birçok kadın, eşi izin vermediği için istediği halde çalışamıyor. Bu yüzden bu konunun da evlenmeden önce netleştirilmesi gerekiyor.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Edebiyattan teknolojiye, hikayeden yaşama... Aradığın herşey deppoo'da

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım