7/5/2009 - İcatlar - 9
YAZILIM DİLİ: 1954’te John Backus, Fortran yazılım dilini oluşturdu. İnsanoğlunun yazdığı ilk yüksek dereceli programlama dili olan Fortran, John Backus tarafından yazılmış ve 1957 yılında ticari olarak dağıtılmaya başlamıştır. Günümüzde biraz eskimiş bir dil olmasına rağmen matematik ve mühendislik öğrencileri tarafından hala kullanılmaktadır. KİŞİSEL BİLGİSAYAR: 1964’te kişisel bilgisayarlar geliştirildi. IBM, ilk kelime işlemciyi üretti. Bu, bilgisayar belleğine sahip bir daktiloydu ve yazı metnini manyetik bantlara kaydediyordu. Bantlar tekrar çalıştırıldığında metin daktilo tarafından basılıyordu. 1978’ de Qyx adlı bir başka bir şirket metinleri saklamak için manyetik diskler kullanan bir makineyi piyasaya sürdü. Bu diskler, bantlara oranla daha fazla bilgiyi saklayabiliyordu. BİLGİSAYAR RAM’i: 1968’de Robert Denhard, bilgisayar RAM’ni icat etti. Bilgisayar RAM’inin icadından sonra o kadar büyük bir talep doğmuştu ki üretici firma, dünyadaki tüm bilgisayar üreticilerinin parça tedarikçisi haline gelöişti. Bugün tüm bilgisayarlar performansları açısından RAM adı verilen ve bilgisayarın hafızası diyebileceğimiz bu küçük donanıma ihtiyaç duyarlar. MİKROİŞLEMCİ: 1969’da Marcian Hoff, Stanley Mazor ve Federico Faggen mikroişlemciyi icat ettiler. Bilgisayarların beyni denilebilecek mikroişlemcilerin doğmasıyla birlikte bilgisayarlar hem küçülmeye başladı hem de kapasitesi ve yapabilecekleri arttı. Artık bir tırnak büyüklüğünde, içinde milyonlarca transistor bulunan bu parça, bizim için milyonlarca işlemi bir arada yapabilecekti. Mikroişlemci, bilgi çağı için bir başka devrim sayılabilirdi. MOUSE: 1970’te Mouse, Dughes Engelbart tarafından icat edildi. Engenbart’ın fare cihazı ile birlikte bilgisayar, insanların korktuğu bir cihaz olmaktan çıkmış ve bir anlamda sempatide kazanmıştır. Engelbart, insanlara iki parmak yardımıyla bilgisayar kullanma olanağı sunmuştur. DİSKET: 1971’de Alan Shugart tarafından ilk disket üretildiğinde bu aslında bilgi çağı için bir devrimdi. İçinde demir oksit bir levha bulunan disketlerde, bilgi bu levhanın üzerine yazılmaktadır. Disketin İngilizcesi olan Floppy kelimesi ise İngilizce esnek kelimesini çağrıştırdığı için seçilmiştir. Disketlerle bilgi bir bilgisayardan diğerine kolayca aktarılabilmektedir. TARAYICI: 1973’te ilk tarayıcı, İngilizler tarafından üretildi. Gazete veya dergilerdeki imajların bilgisayar ortamına taşınması bir ihtiyaç halini alınca, İngiliz bilim adamları fotokopi makinesi mantığında çalışan fakat taradığı imajları dijital hale çevirerek bilgisayar ortamına taşıyan bir cihaz geliştirdiler. Makineye, tarayıcı scanner adı verildi. Günümüzde bu makineler aracılıyla resimler kalite ve hızla taranıp bilgisayar ortamına taşınabilmektedir. BİLGİSAYAR MODEMİ: 1977’de Dennis Heyes, bilgisayar modemini icat etti. Modemlere ilk olarak Kuzey Amerika hava savunma sistemleri arasında data transferi yapabilmek üzere ihtiyaç duyuldu. Çünkü normal telefon hatları ses nakline izin veren bir frekans aralığında çalışıyor ve data transferine izin vermiyordu. Modemlerin temel işlevi, dataları uygun frekanslara çevirip telefon hattı üzerinde göndermesidir. WWW: 1989’da Timothy Berners-Lee, World Wide Web (WWW) protokolünü oluşturdu. İnternetin kullanılmaya başlandığı sırada tüm bilgisayarlar aynı dili konuşabilmesi açısından bir protokol yapılması gerekmişti. Çünkü internet ortamında farklı protokoller üzerinden veri transferi yapılması ve sayfaların izlenmesi mümkün olmuyordu. Berners-Lee, hazırladığı protokolle http ve www ile tarihin en faydalı ve kullanışlı icatlarından birisini yapmış oluyor. FRİZBİ: 1870’de Elihu Frisbi, frizbiyi buldu. Yale Üniversitesinde okuyan genç bir öğrenci olan mucit, bir kurabiye dükkanının pasta kabıyla kampusta arkadaşlarıyla birlikte oynamaya başlayınca, frizbi oyuncağını bulmuş oldu. Bu oyun o kadar yaygınlaştı ki oyuncağa mucidin adı verildi ve seri üretimine başlandı. LEGO: Ole Christiansen, lego adıyla anılan oyuncağın yaratıcısıdr. Legunun elbette bir anlamı vardır. Latince’de lego çalışıyorum ya da birleştiriyorum anlamına gelmektedir. 1932’de tahta parçalarıyla yola çıkan Christiansen, ardından yoğun talebe yetişemeyince plastik parçalardan oluşan lego sistemleri üretmeye başlamıştır. OYUNCAK TREN: 1910’da Joshua Lionel Cowen, ilk oyuncak trni yaptı. Aslında Cowen’in tek yapmak istediği şey dükkan vitrini içinde hareket edecek ve müşterilerin dikkatini çekecek bir maketti. Fakat insanlar dükkanda satılan eşyalardan çok vitrinde duran oyuncak gibi treni almak isteyince icat birden yaygınlaştı. YO - YO: 1920’de Pedro Flores, yo-yo oyuncağını icat etti. Çocuklara has olduğu sanılan yo-yo oyunu, aslında felsefi bir görüşe dayanıyordu: Yo-yo oyuncularına göre eğer bir nesne ya da insan, yukarı doğru çıkıyorsa mutlaka aşağı inecektir. PATENT: Buluşların patent ile korunması dünyada ilk kez 1474 yılında Venedik Patent Yasası ile başlamıştır. Kamu yararı için buluş yapılmasını teşvik etmeyi ve buluş sahiplerinin hakkını korumayı amaçlayan bu yasada koruma süresi 10 yıl olarak belirlenmiştir. Dünyada patent sistemine ilişkin yasal düzenlemelerin ikincisi, 1624 yılında İngiltere’de yürürlüğe giren patent yasasıdır. Diğer patent yasaları ise 1790 ABD, 1791 Fransız 1879 Türk ve 1977 Alman patent yasalarıdır. SİNİR KÜPÜ: Enro Rubik, sinir küpünü tasarlarken dünyanın en fazla satan oyunlarından birisini yapmayı hiç planlamamıştı. Fakat dünya nüfusunun 1/8’i şu ya da bu şekilde sinir küpü ile tanıştı. 43 trilyon ihtimalden sadece bir tanesi doğru olan bir oyun herkesi sinir ediyordu. Yine de sinir küpü tarihe en iyi bilinen oyunlardan biri olarak geçiyordu. ATLIKARINCA: Çocukluğu anımsatan ama her yaşta gülümseyerek seyredilen atlı karınca, kökeni Avrupa olsa da 1900’lerde Amerika’da doğmuştur. Günümüzün atlıkarıncalarının süslü hali, 1600’lerin ortalarında Fransa’daki semercilerin, peruk yapanların, kuyumcuların ve terzilerin abartılı giysiler ve aksesuarlar yaparak at ve sürücüsünü süsledikleri turnuvalara dayanıyor. Avrupalı yetenekli süslemecilerin Amerika’ya göç etmeleriyle lunaparkların bu masal görüntüsü hayatımıza girdi. KİMYASAL SABUN: 1792’de Lebnanc, ilk kimyasal sabunu geliştirdi. Eski zamanlarda küllü su, kireçli toprak, içerdiği amonyak nedeniyle dinlendirilmiş idrar, sabun olarak kullanılmıştır. Eski Roma’da çamaşırcılara idrar toplamak için imtiyaz verilmişti. Sabun, ilk defa 4. yüzyılda saç yıkamak için kullanıldı. Atölyeler ilk olarak 9. yüzyılda Marsilya’da ve 14. yüzyılda Venedik’te kuruldu. Fakat sabun sadece varlıklı insanlar tarafından ince ipekleri yıkamada kullanılıyordu. 1792’de Fransız Leblanc, tuzdan suni soda yapıp yağların sabunlaşmasını keşfetti. DEODORANT: Deodorantın aslı mucidi bilinmemekle beraber, ilk olarak 1888’de Philadelphis’da doğduğu kayıtlara geçmektedir. Deodorant, koku önlemek amacıyla üretilmiş ilk ürün olarak da önemlidir. Mucidi, hemşiresi aracılığıyla ürününü dağıtıp adını da Mum koymuştu. DETERJAN: MÖ 2800’de Babilliler deterjanı geliştirdi. Deterjanın ilk formuyla sabun büyük benzerlik gösterir. Babilliler, deterjan olarak kullandıkları maddeleri yağ ve kül karışımından elde ediliyordu. Aslına bakıldığında sabunun hammaddesi pek değişmiş sayılmaz. Fakat sentetik yollarla elde edilmektedir ve günümüzde parfüm ve diğer temizleyici özelliğe sahip kimyasalların eklenmesiyle son halini almıştır. DİŞ FIRÇASI: İlk diş fırçaları, ucu sivritilmiş küçük ağaç parçalarıydı. Antik Roma’da köle sahipleri dişlerini kölelere temizletiyorlardı. Kıl fırçaların Çinliler’den 17. yüzyılda Avrupa’ya geçtiği sanılmaktadır. Diş fırçası, 18. yüzyılda Fransa’da dişçiler tarafından yaygınlaştırılmıştır. Modern fırçalar naylondan yapılmaktadırlar. DİŞ MACUNU: Modern diş macunları 1800’lerde görüldü. Mısır, Çin, Yunan ve Roma kaynaklarında ağız temizliği ve ferahlığı için meyve, bal, öğütülmüş veya yanmış kabuk ya da kurutulmuş çiçek gibi çeşitli karışımlar önerilmiştir. 1850’lerde John Haris, halka diş macununu sevdirebilmek için sıkılabilir tüplerde satışa sunmuştur. 1956’da florid katılmış diş macunları, Procter and Gamble tarafından piyasaya sunuldu. JAKUZZİ: 1968’de Roy Jakuzi, jakuzi banyoyu icat etti. Jakuzii şirketinin hikayesi 1900’ld Jakuzii kardeşler’in Amerika’ya göç etmesiyle başlar. Jakuzi marka banyo onların ilk icadıydı. Kardeşler, monoblok gövde üzerine yerleştirilmiş motorlarla kabinin içindeki kişiye masaj yapacak tazyikli suyu sağlıyorlardı. Jakuzi marka banyolar öyle çok tutuldu ki dünyanın her tarafında yaratıcısının adıyla aranan bir ürün haline geldi. ÇOCUK BEZİ: Marion Donovan, atılabilen çocuk bezini üretti. 1950’lerde savaş sonrası dönemde yaşanan çocuk doğumlarındaki artıştan sonra anne olan Donovan, önce bebeğinin altına lastik, uçları bantlı bir kumaş dikti. Sonraları bunu da ilerletip bugün bildiğimiz bebek bezlerini üretmeye başladı. Arkadaşlarına da verdiği bezler çok tutulunca, çocuğu büyüdükten sonra bu işe atıldı. BETON: 1867’de Parisli bahçıvan Joseph Moner’in, yapılarda kullanılmak üzere bir karışım elde etme çabası, bugün bizim çimento dediğimiz ve günümüzün en yaygın yapı maddesinin ortaya çıkmasına neden oldu. İlk olarak Paris Fuarında tanıtılan beton yaygın olarak tren yollarında, boru hatlarında ve barajlarda kullanılmaya başlandı. ASFALT: 1717’de John Metcalfe, bir petrol yan ürünü olan asfaltı, yol yapımında kullanacağı maddeleri sabitlemek için kullanmış ve başarılı olmuştur. Metcalfe, kör olmasına rağmen tam 180 millik bir yolu asfalt kullanarak yenilemiş ve tarihe geçmiştir. KEMER: MÖ 3000 yıllarında inşaatlarda kemer kullanılmaya başlandı. Kemer, mimari yapılarda kullanılan, yüksek basınçlara dayanabilen bir inşaat tarzıdır. Irak’taki antik Ur şehrinde MÖ 3000 yıllarına ait kemerler bulunmuştur. Asurlular ve Babilliler de kemer kullanmışlardır. 6. yüzyıldan kalma Babil’in İştar Kapısı güneşte kurutulmuş tuğladan yapılmıştır. Romalılar da amfitiyatrolar inşa ederken kemerlerden yararlanmışlardır. MERKEZİ ISITMA SİSTEMİ: Romalılar ev konforu konusunda uzmanlaşmışlardı. MS 1. yüzyılda bir merkezi ısıtma sistemi kurdular. Hipokaust denilen bu sistem esas olarak halka açık hamamları ısıtmakta kullanılsa da soğuk mevsimlerde evlerin ısıtılmasında da kullanılmaktaydı. Bu Roma icadı 5. yüzyılda Roma İmparatorluğu yıkılınca unutuldu. PARATONER: 1727’de Gray, paratoneri icat etti. Aynı cinsten elektriği taşıyan cisimler birbirini iterler, değişik enerji taşıyanlar birbirini çekerler prensibinden hareketle paratoner icat edilmiştir. Amerikalı Benjamin Franklin ise fırtılanı bir havada yaptığı uçurtma denemesiyle elektriğin yüksek yerlere etkisini saptadı. Yıldırım çarpmasından korunmak için ilk defa bir binaya yerleştirdiği paratoneri bu bilgi üzerine inşa etmiştir. VOLEYBOL: Voleybol, Amerikalı William Morgan tarafından, organizasyonu için yeni fiziksel eğitim yöntemi ararken geliştirildi. Temel kuralları Alman Fausball adlı oyundan değiştirilerek alındı. Oyun, 1900’lerde Kanada’ya geçti ve şehir içi turnuvalar düzenlendi. 2. Dünya savaşı’nın bitmesiyle de Uluslar arası Voleybol Federasyonu 120 ülkeyi bünyesine kattı. BUZ PATENİ: 1848’de E. V. Bushnell, buz patenlerini icat etti. Tarih boyunca insanoğlu için buzda kayabilne fikri hep eğlenceli olmuştur. Bir paten tutkunu olan Bushnell, ilk buz patenlerini icat ederek insanoğluna yeni bir eğlence ve spor dalı için kapı açmıştır. BASKETBOL: 1891’de Kanadalı beden eğitimi öğretmeni James Naismint, öğrencilerine ders verirken onların daha fazla zıplamalarını sağlayabilecek bir oyun düşündü. Hemen oyunun kurallarını belirledi ve çocuklara duvara sabitlenen sepete top atmalarını istedi. Böylece basketbol doğdu. Ancak Naismint, oyunun değil sadece basketbol topunun patent hakkını almıştır. DİYOT: 1904’te Fleming, diyotu icat etti. Diyotun icadı, radyo ve TV’nin gelişmesine önemli bir katkıdır. İngiliz mühendis John Fleming, 1904’de diyodu icat ederek uzun mesafelere iletilecek radyo dalgalarının elektrik sinyallerine dönüştürülmesini sağlıyordu. TELEVİZYON: 1926’da İskoç mucit John Logie Baird, ilk kez bir insan yüzünün görüntüsünü televizyon erkanında elde ederek, ilk televizyonu yapmış ve yayınını gerçekleştirmiş oldu. Aygıtını yaparken eski bir kutu, bir pasta kalıbı, örgü şişleri, bir bisiklet farı ve kartondan yapılmış bir Nipkow diski kullanmıştır. Laboratuarında bir çocuğun bulanık görüntüsünü elde etmeyi başardı. Baird, aygıtını geliştirdikçe görüntüler aslına daha çok benzemeye başlıyordu. Aynı yılın sonunda televizyonuyla ilk kez halk önünde gösteri yaptı. MODERN TELEVİZYON: 1930’da Philo Taylor – Farnsworth, modern televizyonu icat ettiler. Mucidin, icadı hakkında söyledikleri çok ilginçtir. “Televizyonda, zaman harcamaya değecek hiçbir şey olmaz, evlerde izlenmesi için de her hangi bir sebep göremiyorum. En önemlisi ise bir insanın entelektüel gelişimi açısından her hangi bir faydası olabileceğini sanmıyorum.” Bu sözleri söylediğinde sanırız televizyonun milyonlarca insanın en büyük eğlence kaynağı olabileceğini görmemişti. BBC, 1936’da ilk televizyon yayınını gerçekleştiren kanal oldu. AT NALI: Oscar E. Brown, at nalını icat etti. At, yaygın olarak insan tarafından kullanılmaya başlandıktan çok sonra insanoğlu atını performansını arttırabilecek icatlar düşünmeye başlamıştır. Çiftçi Brown ise atının hayatını kolaylaştıran ve bacaklarına düşen basıncı azaltan bir at ayakkabısı fikrinin patentini almıştır. YÜRÜYEN BANT SİSTEMİ: 1909Detroit’te Ford, zincirleme çalışma yöntemini (yürüyen bant sistemi) geliştirdi. Ford ilk otomobilin üretilmesinden sonra fiyatının nasıl daha ucuzlaştırılabileceğini düşündü ve sonunda şu sonuca vardı: Eğer her bir parça, fabrikada belirli bir standartta üretilir ve monte edilirse otomobil fiyatları ucuzlayacaktı. Ford haklı çıktı ve otomobil fiyatları bu sistem sayesinde halkın rahatça alabileceği seviyelere indirildi. ÇIKRIK: Çıkrık, 15. yüzyılda icat edildi. Ayak hareketiyle çalıştırılan çıkrık, ev endüstrisinin gelişimini sağlamıştır. Keten ve kenevir liflerinin bükülmesini ve iplik haline getirilmesini sağlayan çıkrık, 1764’te Hargreaves ve 1769’da Arkwright tarafından icat edilen iplik büküm makinesine kadar asırlarca kullanıldı.
NOT: Kaynak gösterilmek kaydı ile herkes tarafından dilediği yerde kullanılabilir.
|