Ne ararsan deppoo'da...

7/5/2009 - İcatlar - 9

Kategori: Icatlar , Tarih

YAZILIM DİLİ: 1954’te John Backus, Fortran yazılım dilini oluşturdu. İnsanoğlunun yazdığı ilk yüksek dereceli programlama dili olan Fortran, John Backus tarafından yazılmış ve 1957 yılında ticari olarak dağıtılmaya başlamıştır. Günümüzde biraz eskimiş bir dil olmasına rağmen matematik ve mühendislik öğrencileri tarafından hala kullanılmaktadır.

 

KİŞİSEL BİLGİSAYAR: 1964’te kişisel bilgisayarlar geliştirildi. IBM, ilk kelime işlemciyi üretti. Bu, bilgisayar belleğine sahip bir daktiloydu ve yazı metnini manyetik bantlara kaydediyordu. Bantlar tekrar çalıştırıldığında metin daktilo tarafından basılıyordu. 1978’ de Qyx adlı bir başka bir şirket metinleri saklamak için manyetik diskler kullanan bir makineyi piyasaya sürdü. Bu diskler, bantlara oranla daha fazla bilgiyi saklayabiliyordu.

 

BİLGİSAYAR RAM’i: 1968’de Robert Denhard, bilgisayar RAM’ni icat etti. Bilgisayar RAM’inin icadından sonra o kadar büyük bir talep doğmuştu ki üretici firma, dünyadaki tüm bilgisayar üreticilerinin parça tedarikçisi haline gelöişti. Bugün tüm bilgisayarlar performansları açısından RAM adı verilen ve bilgisayarın hafızası diyebileceğimiz bu küçük donanıma ihtiyaç duyarlar.

 

MİKROİŞLEMCİ: 1969’da Marcian Hoff, Stanley Mazor ve Federico Faggen mikroişlemciyi icat ettiler. Bilgisayarların beyni denilebilecek mikroişlemcilerin doğmasıyla birlikte bilgisayarlar hem küçülmeye başladı hem de kapasitesi ve yapabilecekleri arttı. Artık bir tırnak büyüklüğünde, içinde milyonlarca transistor bulunan bu parça, bizim için milyonlarca işlemi bir arada yapabilecekti. Mikroişlemci, bilgi çağı için bir başka devrim sayılabilirdi.

 

MOUSE: 1970’te Mouse, Dughes Engelbart tarafından icat edildi. Engenbart’ın fare cihazı ile birlikte bilgisayar, insanların korktuğu bir cihaz olmaktan çıkmış ve bir anlamda sempatide kazanmıştır. Engelbart, insanlara iki parmak yardımıyla bilgisayar kullanma olanağı sunmuştur.

 

DİSKET: 1971’de Alan Shugart tarafından ilk disket üretildiğinde bu aslında bilgi çağı için bir devrimdi. İçinde demir oksit bir levha bulunan disketlerde, bilgi bu levhanın üzerine yazılmaktadır. Disketin İngilizcesi olan Floppy kelimesi ise İngilizce esnek kelimesini çağrıştırdığı için seçilmiştir. Disketlerle bilgi bir bilgisayardan diğerine kolayca aktarılabilmektedir.

 

TARAYICI: 1973’te ilk tarayıcı, İngilizler tarafından üretildi. Gazete veya dergilerdeki imajların bilgisayar ortamına taşınması bir ihtiyaç halini alınca, İngiliz bilim adamları fotokopi makinesi mantığında çalışan fakat taradığı imajları dijital hale çevirerek bilgisayar ortamına taşıyan bir cihaz geliştirdiler. Makineye, tarayıcı scanner adı verildi. Günümüzde bu makineler aracılıyla resimler kalite ve hızla taranıp bilgisayar ortamına taşınabilmektedir.

 

BİLGİSAYAR MODEMİ: 1977’de Dennis Heyes, bilgisayar modemini icat etti. Modemlere ilk olarak Kuzey Amerika hava savunma sistemleri arasında data transferi yapabilmek üzere ihtiyaç duyuldu. Çünkü normal telefon hatları ses nakline izin veren bir frekans aralığında çalışıyor ve data transferine izin vermiyordu. Modemlerin temel işlevi, dataları uygun frekanslara çevirip telefon hattı üzerinde göndermesidir.

 

WWW: 1989’da Timothy Berners-Lee, World Wide Web (WWW) protokolünü oluşturdu. İnternetin kullanılmaya başlandığı sırada tüm bilgisayarlar aynı dili konuşabilmesi açısından bir protokol yapılması gerekmişti. Çünkü internet ortamında farklı protokoller üzerinden veri transferi yapılması ve sayfaların izlenmesi mümkün olmuyordu. Berners-Lee, hazırladığı protokolle http ve www ile tarihin en faydalı ve kullanışlı icatlarından birisini yapmış oluyor.

 

FRİZBİ: 1870’de Elihu Frisbi, frizbiyi buldu. Yale Üniversitesinde okuyan genç bir öğrenci olan mucit, bir kurabiye dükkanının pasta kabıyla kampusta arkadaşlarıyla birlikte oynamaya başlayınca, frizbi oyuncağını bulmuş oldu. Bu oyun o kadar yaygınlaştı ki oyuncağa mucidin adı verildi ve seri üretimine başlandı.

 

LEGO: Ole Christiansen, lego adıyla anılan oyuncağın yaratıcısıdr. Legunun elbette bir anlamı vardır. Latince’de lego çalışıyorum ya da birleştiriyorum anlamına gelmektedir.  1932’de tahta parçalarıyla yola çıkan Christiansen, ardından yoğun talebe yetişemeyince plastik parçalardan oluşan lego sistemleri üretmeye başlamıştır.

 

OYUNCAK TREN: 1910’da Joshua Lionel Cowen, ilk oyuncak trni yaptı. Aslında Cowen’in tek yapmak istediği şey dükkan vitrini içinde hareket edecek ve müşterilerin dikkatini çekecek bir maketti. Fakat insanlar dükkanda satılan eşyalardan çok vitrinde duran oyuncak gibi treni almak isteyince icat birden yaygınlaştı.

 

YO - YO: 1920’de Pedro Flores, yo-yo oyuncağını icat etti. Çocuklara has olduğu sanılan yo-yo oyunu, aslında felsefi bir görüşe dayanıyordu: Yo-yo oyuncularına göre eğer bir nesne ya da insan, yukarı doğru çıkıyorsa mutlaka aşağı inecektir.  

 

PATENT: Buluşların patent ile korunması dünyada ilk kez 1474 yılında Venedik Patent Yasası ile başlamıştır. Kamu yararı için buluş yapılmasını teşvik etmeyi ve buluş sahiplerinin hakkını korumayı amaçlayan bu yasada koruma süresi 10 yıl olarak belirlenmiştir. Dünyada patent sistemine ilişkin yasal düzenlemelerin ikincisi, 1624 yılında İngiltere’de yürürlüğe giren patent yasasıdır. Diğer patent yasaları ise 1790 ABD, 1791 Fransız 1879 Türk ve 1977 Alman patent yasalarıdır.

 

SİNİR KÜPÜ: Enro Rubik, sinir küpünü tasarlarken dünyanın en fazla satan oyunlarından birisini yapmayı hiç planlamamıştı. Fakat dünya nüfusunun 1/8’i şu ya da bu şekilde sinir küpü ile tanıştı. 43 trilyon ihtimalden sadece bir tanesi doğru olan bir oyun herkesi sinir ediyordu. Yine de sinir küpü tarihe en iyi bilinen oyunlardan biri olarak geçiyordu.

 

ATLIKARINCA: Çocukluğu anımsatan ama her yaşta gülümseyerek seyredilen atlı karınca, kökeni Avrupa olsa da 1900’lerde Amerika’da doğmuştur. Günümüzün atlıkarıncalarının süslü hali, 1600’lerin ortalarında Fransa’daki semercilerin, peruk yapanların, kuyumcuların ve terzilerin abartılı giysiler ve aksesuarlar yaparak at ve sürücüsünü süsledikleri turnuvalara dayanıyor. Avrupalı yetenekli süslemecilerin Amerika’ya göç etmeleriyle lunaparkların bu masal görüntüsü hayatımıza girdi.

 

KİMYASAL SABUN: 1792’de Lebnanc, ilk kimyasal sabunu geliştirdi. Eski zamanlarda küllü su, kireçli toprak, içerdiği amonyak nedeniyle dinlendirilmiş idrar, sabun olarak kullanılmıştır. Eski Roma’da çamaşırcılara idrar toplamak için imtiyaz verilmişti. Sabun, ilk defa 4. yüzyılda saç yıkamak için kullanıldı. Atölyeler ilk olarak 9. yüzyılda Marsilya’da ve 14. yüzyılda Venedik’te kuruldu. Fakat sabun sadece varlıklı insanlar tarafından ince ipekleri yıkamada kullanılıyordu. 1792’de Fransız Leblanc, tuzdan suni soda yapıp yağların sabunlaşmasını keşfetti.

 

DEODORANT: Deodorantın aslı mucidi bilinmemekle beraber, ilk olarak 1888’de Philadelphis’da doğduğu kayıtlara geçmektedir. Deodorant, koku önlemek amacıyla üretilmiş ilk ürün olarak da önemlidir. Mucidi, hemşiresi aracılığıyla ürününü dağıtıp adını da Mum koymuştu.

 

DETERJAN: MÖ 2800’de Babilliler deterjanı geliştirdi. Deterjanın ilk formuyla sabun büyük benzerlik gösterir. Babilliler, deterjan olarak kullandıkları maddeleri yağ ve kül karışımından elde ediliyordu. Aslına bakıldığında sabunun hammaddesi pek değişmiş sayılmaz. Fakat sentetik yollarla elde edilmektedir ve günümüzde parfüm ve diğer temizleyici özelliğe sahip kimyasalların eklenmesiyle son halini almıştır.

 

DİŞ FIRÇASI: İlk diş fırçaları, ucu sivritilmiş küçük ağaç parçalarıydı. Antik Roma’da köle sahipleri dişlerini kölelere temizletiyorlardı. Kıl fırçaların Çinliler’den 17. yüzyılda Avrupa’ya geçtiği sanılmaktadır. Diş fırçası, 18. yüzyılda Fransa’da dişçiler tarafından yaygınlaştırılmıştır. Modern fırçalar naylondan yapılmaktadırlar.

 

DİŞ MACUNU: Modern diş macunları 1800’lerde görüldü. Mısır, Çin, Yunan ve Roma kaynaklarında ağız temizliği ve ferahlığı için meyve, bal, öğütülmüş veya yanmış kabuk ya da kurutulmuş çiçek gibi çeşitli karışımlar önerilmiştir. 1850’lerde John Haris, halka diş macununu sevdirebilmek için sıkılabilir tüplerde satışa sunmuştur. 1956’da florid katılmış diş macunları, Procter and Gamble tarafından piyasaya sunuldu.

 

JAKUZZİ: 1968’de Roy Jakuzi, jakuzi banyoyu icat etti. Jakuzii şirketinin hikayesi 1900’ld Jakuzii kardeşler’in Amerika’ya göç etmesiyle başlar. Jakuzi marka banyo onların ilk icadıydı. Kardeşler, monoblok gövde üzerine yerleştirilmiş motorlarla kabinin içindeki kişiye masaj yapacak tazyikli suyu sağlıyorlardı. Jakuzi marka banyolar öyle çok tutuldu ki dünyanın her tarafında yaratıcısının adıyla aranan bir ürün haline geldi.

 

ÇOCUK BEZİ: Marion Donovan, atılabilen çocuk bezini üretti. 1950’lerde savaş sonrası dönemde yaşanan çocuk doğumlarındaki artıştan sonra anne olan Donovan, önce bebeğinin altına lastik, uçları bantlı bir kumaş dikti. Sonraları bunu da ilerletip bugün bildiğimiz bebek bezlerini üretmeye başladı. Arkadaşlarına da verdiği bezler çok tutulunca, çocuğu büyüdükten sonra bu işe atıldı.

 

BETON: 1867’de Parisli bahçıvan Joseph Moner’in, yapılarda kullanılmak üzere bir karışım elde etme çabası, bugün bizim çimento dediğimiz ve günümüzün en yaygın yapı maddesinin ortaya çıkmasına neden oldu. İlk olarak Paris Fuarında tanıtılan beton yaygın olarak tren yollarında, boru hatlarında ve barajlarda kullanılmaya başlandı.

 

ASFALT: 1717’de John Metcalfe, bir petrol yan ürünü olan asfaltı, yol yapımında kullanacağı maddeleri sabitlemek için kullanmış ve başarılı olmuştur. Metcalfe, kör olmasına rağmen tam 180 millik bir yolu asfalt kullanarak yenilemiş ve tarihe geçmiştir.

 

KEMER: MÖ 3000 yıllarında inşaatlarda kemer kullanılmaya başlandı. Kemer, mimari yapılarda kullanılan, yüksek basınçlara dayanabilen bir inşaat tarzıdır. Irak’taki antik Ur şehrinde MÖ 3000 yıllarına ait kemerler bulunmuştur. Asurlular ve Babilliler de kemer kullanmışlardır.  6. yüzyıldan kalma Babil’in İştar Kapısı güneşte kurutulmuş tuğladan yapılmıştır. Romalılar da amfitiyatrolar inşa ederken kemerlerden yararlanmışlardır.

 

MERKEZİ ISITMA SİSTEMİ: Romalılar ev konforu konusunda uzmanlaşmışlardı. MS 1. yüzyılda bir merkezi ısıtma sistemi kurdular. Hipokaust denilen bu sistem esas olarak halka açık hamamları ısıtmakta kullanılsa da soğuk mevsimlerde evlerin ısıtılmasında da kullanılmaktaydı. Bu Roma icadı 5. yüzyılda Roma İmparatorluğu yıkılınca unutuldu.

 

PARATONER: 1727’de Gray, paratoneri icat etti. Aynı cinsten elektriği taşıyan cisimler birbirini iterler, değişik enerji taşıyanlar birbirini çekerler prensibinden hareketle paratoner icat edilmiştir. Amerikalı Benjamin Franklin ise fırtılanı bir havada yaptığı uçurtma denemesiyle elektriğin yüksek yerlere etkisini saptadı. Yıldırım çarpmasından korunmak için ilk defa bir binaya yerleştirdiği paratoneri bu bilgi üzerine inşa etmiştir.

 

VOLEYBOL: Voleybol, Amerikalı William Morgan tarafından, organizasyonu için yeni fiziksel eğitim yöntemi ararken geliştirildi. Temel kuralları Alman Fausball adlı oyundan değiştirilerek alındı. Oyun, 1900’lerde Kanada’ya geçti ve şehir içi turnuvalar düzenlendi. 2. Dünya savaşı’nın bitmesiyle de Uluslar arası Voleybol Federasyonu 120 ülkeyi bünyesine kattı.

 

BUZ PATENİ: 1848’de E. V. Bushnell, buz patenlerini icat etti. Tarih boyunca insanoğlu için buzda kayabilne fikri hep eğlenceli olmuştur. Bir paten tutkunu olan Bushnell, ilk buz patenlerini icat ederek insanoğluna yeni bir eğlence ve spor dalı için kapı açmıştır.

 

BASKETBOL: 1891’de Kanadalı beden eğitimi öğretmeni James Naismint, öğrencilerine ders verirken onların daha fazla zıplamalarını sağlayabilecek bir oyun düşündü. Hemen oyunun kurallarını belirledi ve çocuklara duvara sabitlenen sepete top atmalarını istedi. Böylece basketbol doğdu. Ancak Naismint, oyunun değil sadece basketbol topunun patent hakkını almıştır.

 

DİYOT: 1904’te Fleming, diyotu icat etti. Diyotun icadı, radyo ve TV’nin gelişmesine önemli bir katkıdır. İngiliz mühendis John Fleming, 1904’de diyodu icat ederek uzun mesafelere iletilecek radyo dalgalarının elektrik sinyallerine dönüştürülmesini sağlıyordu.

 

TELEVİZYON: 1926’da İskoç mucit John Logie Baird, ilk kez bir insan yüzünün görüntüsünü televizyon erkanında elde ederek, ilk televizyonu yapmış ve yayınını gerçekleştirmiş oldu. Aygıtını yaparken eski bir kutu, bir pasta kalıbı, örgü şişleri, bir bisiklet farı ve kartondan yapılmış bir Nipkow diski kullanmıştır. Laboratuarında bir çocuğun bulanık görüntüsünü elde etmeyi başardı. Baird, aygıtını geliştirdikçe görüntüler aslına daha çok benzemeye başlıyordu. Aynı yılın sonunda televizyonuyla ilk kez halk önünde gösteri yaptı.

 

MODERN TELEVİZYON: 1930’da Philo Taylor – Farnsworth, modern televizyonu icat ettiler. Mucidin, icadı hakkında söyledikleri çok ilginçtir. “Televizyonda, zaman harcamaya değecek hiçbir şey olmaz, evlerde izlenmesi için de her hangi bir sebep göremiyorum. En önemlisi ise bir insanın entelektüel gelişimi açısından her hangi bir faydası olabileceğini sanmıyorum.” Bu sözleri söylediğinde sanırız televizyonun milyonlarca insanın en büyük eğlence kaynağı olabileceğini görmemişti. BBC, 1936’da ilk televizyon yayınını gerçekleştiren kanal oldu.

 

AT NALI: Oscar E. Brown, at nalını icat etti. At, yaygın olarak insan tarafından kullanılmaya başlandıktan çok sonra insanoğlu atını performansını arttırabilecek icatlar düşünmeye başlamıştır. Çiftçi Brown ise atının hayatını kolaylaştıran ve bacaklarına düşen basıncı azaltan bir at ayakkabısı fikrinin patentini almıştır.

 

YÜRÜYEN BANT SİSTEMİ: 1909Detroit’te Ford, zincirleme çalışma yöntemini (yürüyen bant sistemi) geliştirdi. Ford ilk otomobilin üretilmesinden sonra fiyatının nasıl daha ucuzlaştırılabileceğini düşündü ve sonunda şu sonuca vardı: Eğer her bir parça, fabrikada belirli bir standartta üretilir ve monte edilirse otomobil fiyatları ucuzlayacaktı. Ford haklı çıktı ve otomobil fiyatları bu sistem sayesinde halkın rahatça alabileceği seviyelere indirildi.

 

ÇIKRIK: Çıkrık, 15. yüzyılda icat edildi. Ayak hareketiyle çalıştırılan çıkrık, ev endüstrisinin gelişimini sağlamıştır. Keten ve kenevir liflerinin bükülmesini ve iplik haline getirilmesini sağlayan çıkrık, 1764’te Hargreaves ve 1769’da Arkwright tarafından icat edilen iplik büküm makinesine kadar asırlarca kullanıldı.

NOT: Kaynak gösterilmek kaydı ile herkes tarafından dilediği yerde kullanılabilir.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/5/2009 - İcatlar - 8

Kategori: Icatlar , Eğitim

JET MOTORU: 1935’te Dr. Hans Von Ohain, jet motorunu icat etti. Havacılığın gelişmesiyle birlikte daha güçlü motorları üretme çabaları artmış ve bu alandaki çalışmalar sonucunda jet motoru icat edilmiştir.

 

BUHARLI BOT: 1807’de buharla çalışan ilk bot, Robert Fulton tarafından geliştirildi. Buharlı makinelerin keşfinden sonra deniz yolculukları da kolaylaşmaya başlamıştır. Aslında ilk buharlı deniz aracını kimin yaptığı konusunda bir netlik olmamasına rağmen R. Fulton’un adı ön plana çıkmaktadır. Fulton, Clermont adlı buharlı teknesiyle Alabama ve New York arasındaki 150 millik yolu 32 saatte alarak motorunun başarısını da ispat etmiş oluyordu.

 

DENİZALTI: Denizaltında giden ilk teknelerden biri 17. yüzyılda Hollandalı Cornelius Van Drebbel tarafından İngiltere Kralı 1. James için yapılmıştı. Daha sonra Robert Fulton adındaki Amerikalı mucit ve mühendis, 1. Napolyon için Nautilus adlı denizaltıyı tasarladı. Fakat tarihteki ilk gerçek denizaltı, 1776’da David Bushnell’in Kaplumbağa adını verdiği savaş denizaltısıdır.

 

DALGIÇ GİYSİSİ: 1819’da Augustus Siebe, basınçlı dalgıç giysisini icat etti. Alman dalgıç Siebe’nin, suyun altına dalanların yaşadığı yüksek basınç sorununu ortadan kaldıracak giysisi su geçirmez yelken bezinden yapılmıştı ve kask, giysiye vidalanıyordu. Bir hortum yardımıyla hava yüzeyden alınıyordu. Bir diğer pompa ise havadaki basıncı suyun basıncına eşitliyordu. Böylece insanoğlu derin sulara rahatça dalabilecekti.

 

SONAR CİHAZI: Sonar cihazı, 1906’da Lewis Nixon tarafından icat edilmiştir. Sualtı cisimlerinin ve seslerinin uzaklığını ölçen ve yansıtan sonar tipi cihazın ilk hali Nixon tarafından, buzdağlarının yerini saptamak için tasarlanmıştır. İngilizler ve Amerikalılar tarafından ortaklaşa geliştirilmiş cihaz, 2. Dünya Savaşı yıllarında denizaltıların yerini bulmak için kullanılmıştır. Sonar, sound navigation ranging kelimelerinin ilk hecelerinden oluşmuştur.

 

JET SKI: Jet ski, günümüzde su motorunun genel adı olarak bilinse de bu Kawasaki’nin 1973’te ürettiği bir modelin özel adıdır. Arizonalı Clayton Jacobsen II tarafından icat edilmiştir. Tek kişilik kullanımı yaygınlaşmışsa da iki kişilik su motorları 1980’lerden sonra aranır oldu. Heyecan verici ve güvenli üç kişilik modellerinin geliştirilmesiyle günümüzde kullanımı giderek yayınlaşmaktadır.

 

PERİSKOP: 1902’de Simon Lake, periskopu icat etti. Periskoplar, birden fazla ayna yardımıyla korunmalı bir yerden dışarıyı görmeye yarayan aletler olarak tanımlanabilir. Periskopu, aynalar ve prizmalar kullanmak suretiyle icat eden kişi S. Lake olmasına rağmen fikrin geliştiricisi Sir Howard Grubb’tur. Kendisi İngiltere Kraliyet Deniz Kuvvetleri için pek çok periskop geliştirmiş ve denizaltıların hayalet gibi dolaşabilmesini sağlamıştır.

 

SU KAYAĞI: 1922’de Ralph Samuel, su kayağını icat etti. Eğer karda kayılabiliyorsa neden suda kayılmasın sorusu ile 18 yaşındaki Samuel bu amacına yönelik olarak su yüzeyinde kayabilecek kayak aletlerini üretmeye koyulmuştu. Samuel, tarihte su kayağını yapabilen ilk kişi ve su kayağını icat eden kişi olarak bilinir.

 

İLK FOTOĞRAF: 1826’da Fransız fizikçi Joseph Niepce, tarihteki ilk fotoğrafı çekti. Niepce, kara kutu kullanarak görüntüyü fotoğraf camı denilen kurşun – kalay alaşımı özel bir plakaya düşürdü. Bu plaka, bitümen denilen ışığa duyarlı bir maddeyle kaplanmıştı. Biraz bulanık olan görüntünün oluşması için 8 saat beklemek gerekiyordu. Niepce’nin fotoğraf tekniğini arkadaşı Daguerre daha da geliştirmiştir.

 

POLAROID MAKİNE: 1947’de Edwin Land, bir dakikadan az bir sürede siyah beyaz fotoğraf çıkaran polaroid makineyi icat etti. Polaroid makinelerin içinde temelde bir fotoğraf laboratuarı bulunuyordu. Renkli film çekebilen ilk polaroid makine, 1963’te yapıldı ve resim verme süresi 1 dakikanın altına indi.

 

DAGUERROTYPE FOTOĞRAF TEKNİĞİ: 1839’da Louis Daguerre, vesikalık fotoğraflarda çok tutulan daguerrotype fotoğraf tekniğini geliştirdi. Daguerre, yalnızca 20 dakikalık bir pozlamada net görüntüler elde edebiliyordu. Özellikle portrelerde çok yaygın olarak kullanılan bu fotoğraflar daguerrotype olarak anılmaktadır. Ancak portre fotoğraf çektiren kişi, kıpırdamaması gerektiği için, çevresine konan metal kıskaçlarla sabitleniyordu. Metal fotoğraf plakaları çok pahalıydı ve fotoğraflar kopyalanamıyordu.

 

KOMPAKT FOTOĞRAF MAKİNESİ: George Eastman, 1888’de ilk kompakt fotoğraf makinesini geliştirdi. Amerikalı mucit, herkesin satın alabileceği fiyata bir makine icat ederse fotoğrafçılığın kendisine büyük bir ticari başarı getireceğine inandığı için Kodak No:1 adlı basit bir fotoğraf makinesi üretti.Makine, içine sarılı bir filmle satışa sunuldu. Bir film çekildikten sonra kullanıcı filmi sararak makineyi bir sonraki çekime hazırlıyordu. Filmler bitince  makine Eastman’ın fabrikasına götürülüp orada tab ediliyordu.

 

FİLM PROJEKTÖRÜ: 1893’te Thomas Alva Edison, film projektörünü icat etti. Bu makine, bir şeridin üzerinde hareketli fotoğraflar içeren bir kutuydu. Kutunun içine bakan kişi, resimdeki cisimleri hareket ediyormuş gibi görünüyordu. Ardından Lumiere Kardeşler, sinematograf adlı bir alet geliştirerek ilk sinema görüntülerini ekrana düşürmeyi başardılar.

 

TELEVİZÖR: 1925’te John L. Baird, televizörü icat etti. Sinema tarihinde çok önemli bir adım olan televizör, aslında bir kamera ve bir dürbünden oluşan makineydi. Amacı, uzaktaki objeleri yakınlaştırıp ardından bunları ekranından gösterebilmekti.

 

MEGAFON: Megafonun icadı M.Ö. 6. yüzyıla dayanır. Yunan Tiyatrosu’nda karakterlerin yaşını, cinsiyetini ve sosyal durumunu simgeleyen maskeler kullanılırdı. Bu maskelerdeki huni şekilli ağız kısmı zamanla geliştirilerek megafon ortaya çıktı. Cecile B. De Mille adlı yönetmen, megafonu ilk defa film setinde, oyuncularına sesini duyurabilmek amacıyla kullanmıştır.

 

ANİMASYON TEKNOLOJİSİ: Walter E. Disney, animasyon teknolojisinin yaratıcısıdır. 1928’de uygulamaya başlanan animasyon teknolojisi, birbiri ardına hızla geçen resimlerin gözü yanıltması sonucu onların hareketliymiş gibi algılanmasına dayanmaktadır. Disney, bu tekniği kullanarak pek çok cizgi film çekmiş ve sinema salonlarını meraklılarıyla doldurmuştur.

 

TIRAŞ BICAĞI: King Camp Gillette’in aklına sabahları tıraş olurken, kullanıp atılabilir tıraş bıçağı fikri geldi. Başarılı icat, memnun tüketici tarafından tekrar alınandır sözünden hareket eden Gillette, 1903’te ilk kullanıp atılabilir tıraş bıçağını insanlarla tanıştırmış oldu. Bugün bir çok insan tıraş bıçağını onun adıyla alıyor: Jilet

 

KOL SAATİ: 1904’te Fransız L. Cartier, kola takılabilen bir saat geliştirdi. Cartier ile birlikte saatler, ceplerde taşınan küçük mekanizmalar olmaktan çıkmış ve şık birer aksesuar halinde kollarımızda taşınmaya başlanmıştır.

 

YÜRÜYEN MERDİVEN: 1894’te Jesse Reno, yürüyen merdiveni icat etti. 25 derece açıyla hareket eden merdiven önceleri sadece yolcu taşımıştı. İcat, daha sonra 1900’lerde Paris Fuarı’nda sergilenmiş v bugünkü adını almıştır. Yürüyen merdivenin son hali, Charles Seeberger tarafından geliştirilmiştir.

 

BİSİKLET: 1839’DA Kirk Patrick Macmillan adlı İskoç mucit, kendisinden önceki çalışmaları geliştirerek günümüzün bisiklet görünümüne en yakın formda bisikleti üretmeyi başarmıştı. Bisiklet, insanlık tarihinin şüphesiz en popüler ve en temiz ulaşım aracıdır.

 

TRAKTÖR: 1900’de Benjamin Holt, traktörü icat etti. Sanayi devrimiyle birilikte yaygınlaşan makine kullanımı, tarıma olan ilgiyi azaltırken tarımsal üretim aslında altın çağlarını yaşıyordu. Bunun nedeni, tarımdaki makine tekniklerinin yoğun olarak kullanılmasıydı. Holt’un traktörü yaygınlaştıkça tarımla uğraşan insanların işleri hem kolaylaşmış hem de zamandan kazanılmaya başlanmıştı. Böylece tarım üretimi artmaya başladı.

 

BUHARLI LOKOMOTİF: 1804’tebRichard Trevithich, raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi geliştirdi. İngiliz mühendis, buhar makinelerinin, taşıtları belli bir hat üzerinde hareket ettirebileceklerini fark etti. 1804’te yaptığı New Castle adlı buhar makinesi ile raylar üzerinde giden ilk lokomotifi geliştirmiş oldu. Bu lokomotif, 70 yolcu ve 10 konteyneri saatte 8 km hızla çekebiliyordu.

 

TRAMVAY: Werner Siemens, 1879’da tramvayı icat etti. Siemens, ilk olarak Berlin’de gerçekleştirilecek bir sergi için tramvayı tasarlamıştır. Daha sonra 4 ay gibi kısa bir süre içerisinde 86.400 yolcu taşınınca tramvayın kullanım çin teklif üstüne teklif almaya başladı. İlk tramvay hattı, 1881’de Berlin’de kuruldu. Daha sonra İsviçre’de Vevey-Montreux-Chillon hattı kurulmuştur. Zamanla tramvaylar atla çekilen taşıma araçlarının yerini almaya başladı.

 

HOVERCRAFT: 1959’da Christopher Cockerell, suyun altına kadar sarkan uzun esnek etekli bir tekne tasarladı. Güvertedeki dev vantilatörlerin emdiği hava, teknenin altına doğru üfleniyor ve neredeyse aracın su yüzeyinden havalanmasına neden oluyor, taşıt suyun üzerinde uçarcasına ilerliyordu. Böylece taşıt araçlarına bir yenisi daha ekleniyordu.

 

LOGARİTMA CETVELİ: 1614’te İskoçyalı matematikçi John Napier, logaritma cetvelini geliştirdi. Napier’in bu logaritma cetveli, matematik dünyası açısından büyük önem taşıyordu, çünkü tıpkı trigonometrik hesaplamalar gibi logaritmik hesaplamalar da çok zahmetliydi. Napier’in matematiğe yaptığı bu katkı, sonraki yıllarda astronomi ve navigasyon gibi hassas hesap gerektiren konularda da insanoğlunun çok işine yaramıştır.

 

TELESKOP: 1592’de Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yaptı. Lippershey, doğru açıyla tutulan bir merceğin uzaktaki cisimlerin görüntüsünü yakınlaştırdığını fark etmişti. Ardından Epice tarihteki ilk dürbünü geliştirmişti. İtalyan fizikçi Galileo ise bu noktadan hareketle ilk teleskopu geliştirmiştir.

 

AYNALI TELESKOP: 1668’de Isaac Newton, ilk aynalı teleskopu geliştirdi. Aynalı teleskop, gözlenen cisimlerden gelen ışınları göze doğru yönlendirmek için merceklerin yanı sıra aynaların kullanıldığı bir teleskoptu. Böylece önceki teleskopların bulanık görüntüsü engellenmiş oluyordu.

1944’te bilgisayar,  Amerikalı Howard Aiken tarafından icat edildi. İlk bilgisayar devasa ölçülere sahipti. Boyu v genişliği ile neredeyse küçük bir ev büyüklüğünde idi. Ağırlığı ise yaklaşık 4 ton kadardı ve 760.000 farklı parçadan oluşuyordu. 1959 yılına kadar Amerikan Deniz Kuvvetleri tarafından çeşitli hesaplamalarda kullanılıyordu fakat ölçülerine rağmen yapabildiği şeyler bugün kullandığımız basit bir dijital hesap makinesinden farksızdı.

NOT: Kaynak gösterilmek kaydı ile herkes tarafından dilediği yerde kullanılabilir.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/5/2009 - İcatlar - 7

Kategori: Icatlar , Yaşam

KEMAN: Caspar Tiefenbrucker, kemanın mucidi olarak bilinir. Keman 16. yüzyılda viyoladan geliştirilmiştir. İtalya’daki ünlü keman okulundan mezun Antonio Stradivarius (1596-1684) ve Giuseppe Guaneri (1687-1742) önemli keman yapımcılarıdır. Bugün gerçek bir Stradivarius kemanı servet değerindedir.

 

LAZER DİSK: 1960’ta James T. Russell, lazer diski geliştirdi. Günümüzde müzik sistemlerinde ve bilgisayarlarda kullandığımız lazer diskler J. Russell tarafından icat edilmiştir. Russell, çok iyi bir müzik dinleyicisiydi fakat kaset veya plaktan müzik dinlemek onu pek memnun etmez olmuştu. Bu nedenle ses sistemlerinde gelişme kaydedecek bir madde üzerinde çalışmaya başladı. Ona göre bir iğne sesin kaydedilmiş olduğu yüzeye temas ediyorsa yan seslerin olması kaçınılmazdı. Bu nedenle ses dijital olarak kayıt edilmeli ve okutulmalıydı. Sonuçta hepimizin çok severek dinlediği kompakt diskler doğmuş oldu.

 

WALKMAN: Walkman’ın doğuşuna golf oyunu neden olmuştur. Bir Japon elektronik şirketinin yöneticisi golf oynarken müzik dinlemek isteyince çalıştığı şirketin elektronik mühendisleri ve tasarımcıları ilk walkmanı geliştirdiler.

 

PİYANO: Bazı müzik aletlerinin yaratıcılarının km olduğu tam olarak bilinememektedir. Örneğin piyanonun icadı 2000 yıldan uzun bir tarihi gelişime sahiptir. Uzmanlara göre mucidi bilinmeyen piyano birçok aşamadan sonra modern halini almıştır.

 

HAVAGAZI LAMBASI: 1885’te Avusturyalı kimyacı Carl Auer, muma göre daha kullanışlı ve güvenli olan havagazı lambasını geliştirdi. İçinde gömlek denilen kömürleştirilmiş pamuklu dokumadan bir kısım olan gaz lambası, eski gaz lambalarına oranla daha fazla ışık veriyor ve insanların gece hayatına ışık katıyordu.

 

FLORESAN LAMBA: 1939’da floresan lamba Edmund Germer tarafından icat edildi. Okullu bir mucit olan Germer, banka muhasebecisi olan babasının yanında ekonomiyi yeterince öğrenmiş olacak ki enerji tüketimini azaltan bir lamba icat etti. Bu icadıyla Franklin Enstitüsü’nden altın madalya kazanan Germer, 100’ün üzerinde farklı patente de sahiptir.

 

EL FENERİ: 1898’de Lionel Cowen adlı bir mucit, el feneri yapma fikrini yakın arkadaşı Conrad Hubert’te söyleyince Hubert’in hayatı tamamen değişiverdi. Hubert, Cowen’in fikrini bir tasarımla gerçeğe dönüştürüp satmaya başlayınca kısa südre zengin oldu ve en karlı icatlardan birisinin sahibi olarak tarihteki yerini aldı. Ne acıdır ki Cowen, Hubert’in kendi fikrini çalmış olduğunu kimseye ispat edemedi ve yapmayı tasarladığı icadından hiç para kazanamadı.

 

HAFİF MOTOR: 1885’TE Alman mühendis Gottlieb Daimler, petrol gazıyla çalışan hafif motoru geliştirdi. Daimler ve arkadaşı Maybach, benzinle çalışan, hafif ve hızlı bir motor geliştirdi. Bu motoru tahta bir bisiklete bağlayarak ilk motosikleti yaratmış oldular. 1889’da da dört tekerlekli ilk otomobili üreteceklerdi. Aracın tekerlekleri bir kayış yardımıyla döndürülmekteydi.

 

DİSK FREN SİSTEMİ: 1902’de İngiliz Lanchester, otomobiller için disk fren sisteminin geliştirdi. O günlerde otomobille yolculuk yapmak büyük konfordu fakat beraberinde yeni sorunlar da getirmişti. Otomobil sahipleri hız duygusuna kendisini kaptırıyor ve kazalara neden olabiliyorlardı. Lanchester, güvenli ve hızlı yolculuk yapabilmenin ilk koşulu, kısa fren mesafesidir diye düşünüp otomobillerde kullanılan ilk disk fren sistemini icat etmiştir.

 

EMNİYET KEMERİ: Otomobil kazalarında insanların hayatta kalma şansını arttırmak için pek çok icat girişiminde bulunuldu. 1903’te Gustave Liebau, uçaklar ve otomobiller için koruyucu bir kuşak geliştirerek patentini aldı. Ardından Volvo, 1963’te ilk defa otomobillerinde emniyet kemeri kullandı. Kaza anında sıklaşan ve otomatik olarak gevşeyen kemer sistemleri daha sonra geliştirildi.

 

4X4 ARAZİ ARACI: 1940’ta Karl K. Pabst, ilk 4x4 arazi aracını geliştirdi. 2. Dünya Savaşı’na doğru cephede arazi koşullarında daha verimli olabilecek bir araç ihtiyacı doğmuştu. Pabst, bu amaçla arazide kullanılabilecek bir aracın dört tekerlekten çeker olması gerektiği gerçeğinden yola çıkarak ilk 4x4 aracı gerçekleştirmiştir.

 

KIRILMAYAN CAM: 1903’te Edouard Benedictus, kırılmayan camı geliştirdi. Kırılmayan camın icadı otomobiller için özellikle önemliydi çünkü en küçük otomobil kazasında bile cam, yolculuk edenleri yaralayabiliyordu. Benedictus’un ürettiği cam, hem darbeye dayanıyordu hem de kırıldığında etrafa saçılmıyordu.

 

DİZEL MOTOR: 1892’de Rudolph Diesel, dizel motoru geliştirdi. Diesel’in geliştirdi motor, düşük oktanlı yakıtla çalıştırıldığında dahi havayı iyi sıkıştırarak ateşleme sırasındaki sıcaklığı, benzinli motorlarda ateşleme sırasında oluşan sıcaklık değerlerinin üzerine çıkarıyordu. Diesel, motoruna o kadar güveniyordu ki onu katı yakıtla bile çalıştırmayı deneyip patlamasına neden olmuştu.

 

ARABA CAMI SİLECEĞİ: 1903’te Mary Anderson, araba camı sileceğini icat etti. Henry Ford’un ünlü modeli Model T piyasaya çıkmadan kısa bir süre önce Mary Anderson otomobil camı sileceğini adına patent enstitüsüne kaydettirmişti. İcadı çok kullanışlıydı. Araç ilerlerken yağmur veya kar yağdığında aracı sık sık durdurup camı temizlemek çok zordu. Bu nedenle içeriden bir mekanizmayla camın temizlenmesi gerekiyordu. Daha ilginç olanı ise araba söz konusu olunca yapılan icatlarda kadınların payının oldukça fazla olmasıdır. Karbüratör, ateşleme sistemi gibi parçalar hep kadın eli değmiş icatlardır.

 

SÜRÜŞ KONTROL CİHAZI: Sürüş kontrol cihazının yaratıcısı, 12 yaşından beri gözleri görmeyen Amerikalı Ralph Teetor’dır. Makine mühendisi olan Teetor, konuşkan avukatının kullandığı arabada giderken onun inişli çıkışlı ses tonundan ilham alarak sürüş kontrol cihazını tasarladı. 1945’te patentini alan Teetor’ın icadı 1958’de Chrysler Imperial tarafından kullanıldı. 1960’tan sonra da bütün Cadillaclar’da görüldü.

 

OTOMOBİL: 1889’da 4 tekerlikli otomobili Gottlieb Daimler ve Wilhelm Maybach üretti. Bu icattan sonra insanoğlu artık ulaşım için büyük zaman kayıplarını önleyebilecekti. Araçta bir vites kutusu ve bir direksiyon mili vardı. Daimler aynı zamanda benzin buharıyla havayı karıştırarak motorun daha verimli çalışmasını sağlayan karbüratörü keşfetti. Daimler ertesi yıl, yani 1890’da Daimler Motor Şirketi’ni kurdu.

 

HAVA YASTIĞI: Hava yastığı ilk olarak 1973’te General Motors firması tarafından Chevroletler’de isteğe bağlı olarak sunulmuştu. Fakat tüketici, hava yastıklarına hiç rağbet etmemişti. Tam bir ticari başarısızlık olan hava yastıkları 11 sene daha beklemek zorunda kaldı. 1984 yılında Ford, Tempo otomobillerinde hava yastıklarını standart olarak sundu ve ilgi gördü. Günümüzde hava yastıkları pek çok üretici firma tarafından standart olarak sunulmaktadır.

 

PARAŞÜT: Aslında ilk paraşüt tasarımlarına Leonardo De Vinci’nin eskizlerinde rastlamamıza rağmen, tarihteki ilk paraşüt olarak Fransız Lenor Blanchard’ın 1785’te yaptığı paraşüt gösterilmektedir. Blanchard, bir gün sıcak hava balonundan bir köpeği paraşüt ile aşağıya atınca paraşütçülüğün tarihi de başlamış sayılır. Blanchard’ın kendisinin de 1793 tarihinde bir balondan paraşüt ile atladığı bilinmektedir.

 

RADAR: 1887’de Heinrich Hertz tarafından bulunan radar sistemi, radyo dalgaları gönderiyor ve bu dalgaların, çarptığı cisimlerden geri dönmesiyle oluşan yansımaları görüntüye döndürmesiyle çalışıyordu. Radar sistemini ilk olarak İngiliz Hava Kuvvetleri, 2. Dünya Savaşı sırasında kullanmıştır.

 

SICAK HAVA BALONU: 1783’te Montgolfier Kardeşler, sıcak hava balonunu icat ettiler. Montgolfier Kardeşler, ilk balonla uçuş denemesini halkın huzurunda gerçekleştirmişler ve bu deneme sırasında bir inek, bir ördek ve bir horozu uçurmuşlardı. Daha sonra, balonla uçma girişimleri sıklaşmış ve ülkelerin hava kuvvetleri uçan balonlara ilgi duymaya başlamıştı.

 

PLANÖR: 1852’de Otto Lilienthal, yaptığı planörle uçmayı başardı. Lilienthal’ın tasarımı bugünkü planörlerden pek farklı değildi. Motorsuz bir uçma aracı olmasından dolayı insana özgürlük hissini en fazla veren havacılık icatlarından biri olan planör, bugün pek çok havacının tutkusu halindedir.

 

DENİZ UÇAĞI: 1911’de Glenn Curtis, deniz uçağını geliştirdi. Curtis’in deniz uçağı havacılıkta çok önemli bir yer tutmaktadır. Uçağın tekerleklerinin yerine yerleştirilen içi hava dolu ki tank, onun, suyun yüzeyinde batmadan durabilmesini ve kalkış sırasında sürtünmeyi en aza indirebilmesini sağlıyordu.

 

ANEMOMETRE: 1450’de mimar Leon Battista Alberi, anenometreyi icat etti. Anenometre, havacılıkta, rüzgarın şiddetini ölçmek için kullanılan bir cihazdır. Rüzgarın yönüne dik duran metal bir diskin rüzgarla birlikte hareket etmesiyle ve yeni pozisyonunun eskisine olan açısı yardımıyla rüzgarın şiddetini belirleyen alet, çok hassas sonuçlar vermekteydi.

 

MOTORLU UÇAK: 17 Aralık 1903’te ABD’de, Orville ve Wilbur Wright Kardeşler, ilk kez bir motorlu uçak uçurdular. Amerikalı Wright Kardeşler, motorsuz bir uçak tasarladıktan sonra buna yine kendi tasarladıkları bir motoru takıp uçmayı başardılar. Fakat bu icatlarını 1903 senesine kadar gizli tuttular. Ardından ilk kullanışlı uçağı, Beliot adında bir başka mucit üretti ve bu uçak aracılığıyla 25 Haziran 1909’da Calais (Fransa) ve Dover (İngiltere) arasındaki 35 km’lik mesafeyi 27 dakikada geçerek büyük başarı kazandı.

 

HELİKOPTER: Rusya’dan Amerika’ya iltica eden bir mühendis olan Igor Sikorsky, 1939’da Sikorsky VS 300 adlı ilk modern helikopteri yaptı. Tıpkı bugünün helikopterleri gibi tepesinde rotor denilen büyük bir pervaneyle kuyruğunda küçük bir pervane bulunuyordu. Dikine kalkabiliyor, ileri geri hareket edebiliyor ve havada asılı kalabiliyordu.

 

MODERN PARAŞÜT: 1912’de Amerikalı Albert Berry, modern paraşütü geliştirdi. İlk modern paraşüt, icat edenin hayatına mal olmasına rağmen kabul gördü.

 

ZEPLİN: İlk kez 2 Temmuz 1900’de uçurulan yönetilebilir balon Zeplin, Ferdinand Zeppelin tarafından geliştirildi. Alman general Zeppelin, kendisini balon uçuşlarına ve uçak tasarımlarına adamştı. 1. Dünya Savaşı yıllarında Alman hava akımları için kullanılmışsa da dayanıksız bulunmuştur. Savaştan sonra yaygın ticari uçuşlarda kullanılmakla beraber 1937’deki büyük kazadan sonra güvenli bulunmayarak gözden düşmüştür.

NOT: Kaynak gösterilemk kaydı ile dileyen her kişi istediği yerde kullanabilir.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Edebiyattan teknolojiye, hikayeden yaşama... Aradığın herşey deppoo'da

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım